BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT 

BOŞANMA HAKKININ NİTELİĞİ

Boşanma, eşlere tanınmış, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu hak, evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini talep etme yetkisini ifade eder. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması sebebiyle, boşanma hakkının özünden tamamen vazgeçilmesi ve artık hiçbir koşulda yeniden boşanma davası açılamayacağının kabulü mümkün değildir.

Dolayısıyla boşanma davasından feragat edilmesi, boşanma hakkının kendisinden vazgeçildiği anlamına gelmez. Vazgeçilen şey; o davada ileri sürülen vakıalar ve o vakıalara dayandırılan hukuki sebeplerdir.

FERAGATİN HUKUKİ SONUCU

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Ancak bu kesin hüküm etkisi, yalnızca:

  • Aynı taraflar arasında

  • Aynı vakıalara dayanılarak

  • Aynı hukuki sebeple

yeniden dava açılmasını engeller.

Feragat tarihinden sonra meydana gelen yeni olaylara dayanılarak yeniden boşanma davası açılması mümkündür. Hatta yeni vakıalar mevcutsa, aynı boşanma sebebine dahi dayanılabilir.

Önemli olan husus şudur:
Feragat, geçmişte ileri sürülen olaylar bakımından bağlayıcıdır; gelecekte gerçekleşecek olaylar bakımından değil.


FERAGAT VE AF İLİŞKİSİ

Yargıtay uygulamasında, boşanma davasından feragat edilmesi çoğu durumda, o davaya konu edilen olayların affedildiği ya da en azından hoşgörü ile karşılandığı şeklinde değerlendirilmektedir.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2004 tarihli kararında; boşanma davasından feragat eden eşin, feragat tarihinden önceki davranışları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamış sayılacağı belirtilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 2. HD'nin 2012/20895 E., 2013/7535 K. sayılı kararında da; feragat sonrası tarafların yeniden bir araya gelmemiş olmaları ve feragat tarihinden sonra yeni bir vakıanın ileri sürülmemesi hâlinde, önceki olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemeyeceği kabul edilmiştir.

Bu yaklaşımın dayanağı şudur:
Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan bir davranış artık boşanma sebebi yapılamaz.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA FERAGAT

Ancak her feragat "af" sonucunu doğurmaz.

Özellikle anlaşmalı boşanma davasından feragat edilmesi hâlinde, taraflar arasında çekişmeli dava süreci devam ediyorsa, otomatik olarak kusurların affedildiği sonucuna varılamaz. Somut olayın özellikleri değerlendirilmelidir.

Bu nedenle, feragat tarihinden önceki olaylara dayanılmasının her durumda engellendiği şeklinde mutlak bir kuraldan söz edilemez. Yargıtay kararları, olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir.

Boşanma davalarında sıklıkla tarafların barışma girişimleri görülmektedir. Tarafların dava açtıktan sonra barışmaları, birlikte yaşamaya devam etmeleri veya hukuki süreçleri geri çekmeleri "af" niteliğinde değerlendirilebilir.

Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere;
boşanma sebebi olarak ileri sürülen olaylardan sonra tarafların barışmaları veya evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeleri, affetme anlamına gelebilir. Af;

  • Açık veya örtülü olabilir,

  • Sözlü ya da yazılı olabilir,

  • Üçüncü kişilere yapılan beyanlarla da gerçekleşebilir.

Ancak affın, boşanmaya sebep olan olaydan sonra gerçekleşmesi ve şartsız olması gerekir. Şarta bağlı "af" hukuken geçerli kabul edilmez. Önemle belirtmek gerekir ki, ceza şikayetinden vazgeçmek tek başına affetme anlamına gelmez.

AF SAYILAN DAVRANIŞLAR

Yargıtay uygulamasında şu davranışlar af kapsamında değerlendirilebilmektedir:

  • Tarafların barışarak birlikte yaşamaya devam etmesi

  • Affettiğine dair açık beyan

  • Olaylara rağmen evlilik birliğini sürdürme iradesi

  • Kusurlu davranışı bilerek makul süre birlikte yaşamaya devam etme

Örneğin Yargıtay 2. HD'nin 04.10.2017 tarihli kararında; zina iddiasını bilen eşin buna rağmen evliliği sürdürmesi ve affettiğini beyan etmesi, dava hakkının ortadan kalkmasına neden olmuştur.

Yine 03.06.2013 tarihli kararda; fiziksel şiddet olayından sonra tarafların barışıp birlikte yaşamaya devam etmeleri, önceki olayların affedildiği şeklinde değerlendirilmiştir. 


YARGITAY KARARLARI :

''Boşanma davasından feragat, önceki kusurlu davranışların affedilip, en azından hoşgörüyle karşılandığı ve bu nedenle yeniden birlikte yaşama isteğine ilişkin bir irade açıklaması niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamayacağı gözetilerek karar verilmelidir. (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/7985 KARAR NO : 2021/7346) ''


"(…) eşlerin birlikte başvuruda bulunmalarına göre burada kocanın feragatinin sonuç doğurmayacağına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına (…)" (Y. 2. HD, 22.05.2006, E. 2006/1503, K. 2006/8003)


"Davalı kadın açmış olduğu boşanma davasından (…) tarihinde feragat etmiştir. Bu tarihten önceki kocanın davranışları affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmıştır." (Y. 2. HD, 24.05.2004, E. 2004/5985, K. 2004/6650)


"(…) davasından feragat ettiği, davanın feragat sebebiyle reddine karar verildiği, tarafların sözü edilen davadan sonra yeniden bir araya gelmedikleri, feragat ve feragatin kabulü ile, tarafların feragat tarihinden önceki olayları affetmiş sayılacağı, dava sebebi olarak ileri sürülen hususların feragat tarihinden önceye ilişkin olduğu, bu tarihten sonra boşanmayı gerektiren yeni bir olay ve taraflara atfedilebilecek bir kusurun ileri sürülmediği (…)" (Yargıtay 2. HD, 2012/20895 E., 2013/7535 K.)


Zina hukuki sebebine dayanan karşı dava yönünden; davacı-karşı davalı ...'nin kabul ettiği .... isimli şahıs ile ilişkisinin davacı-karşı davalı kadının kabul beyanından başka devam ettiğini gösterir delil bulunmaması ve özellikle davalı-karşı davacı koca tarafından öğrenilmesinden sonra evliliğin 3 ay daha devam ettiği, Ceza Mahkemesinin duruşmasındaki beyanları ve yine cezaevi müdürlüğü aracılığı ile dosyaya sunduğu 04/11/2015 tarihli dilekçesi ile eşinin ... ile ve sonrasında ... ile ilişkisini bildiği halde aynı evde yaşadığını, öncesinde aynı yolla değişik tarihlerde sunduğu dilekçeleri ile eşinin kendisini aldattığını buna rağmen eşini çok sevdiğini ve çocukları olması nedeniyle onu affettiğini, beyan etmiştir. Affeden eşin zina hukuksal nedenine dayalı dava açma hakkı yoktur bu nedenle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.10.2017, 2016/4852 E., 2017/10559 K.) 


Toplanan delillerden, tarafların ceza davasına da konu olan 01.02.2010 tarihinde meydana gelen fiziksel şiddet olayından sonra barıştıkları ve dava tarihinden bir kaç ay öncesine kadar beraber yaşadıkları anlaşılmaktadır. Önceki olaylar davacı tarafından affedilmiş, en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olaylar hükme esas alınamayacağı gibi, boşanmayı gerektirir yeni bir olayın varlığı da görgüye dayalı tanık anlatımları ile ispatlanamadığından, davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.06.2013, 2013/1567 E., 2013/15177 K.) 


SONUÇ:

Boşanma hakkı ortadan kalkmaz; ancak ileri sürülen vakıalar tasfiye edilebilir.

Feragat ve af kavramları, boşanma davasında geçmiş olayların yeniden ileri sürülmesini engelleyebilir. Ancak yeni vakıalar her zaman yeni bir dava hakkı doğurur.

Özetle:

  • Feragat, boşanma hakkını değil, ileri sürülen vakıaları ortadan kaldırır.

  • Af, geçmiş kusurları hukuki sonuç doğurmaz hâle getirir.

  • Yeni olay varsa, yeni dava mümkündür.

Boşanma sürecinde atılan her adım, ileride dava hakkını etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğinden, hukuki strateji büyük önem taşır.